Gavurum Memleketim..

0
1437

Gavurum Memleketim..

Doğma ve büyüme olaylarını ben deniz Loca Gundî Hollanda’da yaşadım.. Hatta şu yaşıma geldim, soran olursa 25 der bir de selamımı söylersiniz, hep Hollanda’da yaşadım.. Biz Hollandalı çılgın Türkler bu memlekete bu arada “Gavur” memleketi deriz… Neyse, artık yazgıma kader mi dersiniz, takdiri ilahi mi dersiniz bilemem fakat bu yazim biraz uzun gelebilir çünkü mevzu çok çok çok çoook derin!

“Gavur” memleketi dediğimiz Hollandaya aslında bir bayan olarak minnetarım, herhalde öyle denilir. Siz Hollandalı çılgın Türkler nasıl minnetarım diyor ben tam bilmiyor çünkü “gavur memleketi” beni asimile yapıyor ve nasıl yapıyor ben anlamıyooooooor beni kandırıyoorrr..! Bir bayan olarak Hollanda’da doğup büyüdüğüm için mutluyum yani İran’da doğmak vardı bir de.. Ay düşüncesi bile beni aniden depresyona sokar gibi oldu.. Allah yazdıysa bozsun diyeceğim fakat bozulacak pek bir şey yok yazgıda, yazan yazmış bize de arada sırada senaryoya el atmak düşüyor..

Türkiyede doğup büyümüş olsaydım hayatım şuan çok daha farklı olacaktı ve kanımca en kötü kabusluk senaryom ise; “Evli, çocuklu, çat pat okuyan, iki kelimeyi yazamayan hatta iki üç kelimeyi bir araya getiremeyen, kanallarda çıkan her diziyi izleyen ve izlediği dizilerin etkisi altında kalan bir ev hanımı!” Yok, haşa! Tabiki de evli çocuklu ve ev hanımı olan bayanlara dil uzatmak değil amacım fakat o “evli, çocuklu, ev hanımı” bana göre bir hayat tarzı değil.. Nerede akşam orda sabah da yaşamıyoruz, biz buna hayat gayelerimiz farklı diyelim.. Gerçi, memleketimde doğup büyümüş olsaydım oranın koşullarına göre gayelerim olurdu herhalde, mesela 11 çocuk doğurmak gibi, tabi buna bir de yedekleri eklediğimizde bu sayı 15’i buluyor.. Ay saptırmayın beni konumuzdan çenesi düşükler..! Çünkü mevzu derin ve konumuz; dolandırmak için uğrunda deveye hendek atlattığımız, karnımızı doyuran, sosyal ödeneğimizi her ayın sonunda zamanında hesabımıza yatıran, çocuklarımızın duvarları rütübet içinde kalmış okullarda değil de düzgün binalarda okumasını sağlayan, her çocuğa üç ayda bir ödeneğini yapan, kira yardımı veren, sağlık sigortasını ödeyebilmemiz için o’na bile yardım eden devlete “Gavur” kelimesini kullanmamız ve Hollandalılara da “Gavur tohumu” dememiz.. Bu “Gavur” dediklerimizi dolandırmak için deveye hendek atlatırız, hatta deve hafif kalır su aygırını bile gerekirse sirkte ipin üzerinde oynayan maymun gibi oynatırız fakat “Gavur” ve “Gavur tohumu” gibi kelimeleri de ağzımızdan düşürmeyiz Elhamdülıllah..! Sosyal ödeneğimizin yanında vergiden habersiz çalışıp devleti dolandırırız. Bir de utanmadan yakalandığımız takdirde üzerine acıların çocuğu Emrah’dan daha fazla acıtasyon yapıyoruz ya? Abi o an bitiyorum resmeeeeen! Ne kadar çelişkili bir toplum olduğumuzu demişmiydim Hollandalı Çılgın Türkler olarak?

Etrafımda ne yazıkki tanıdığım insanlardan bu memleketi dolandıranlar var, en üzücü ve bir o kadar da komik tarafı ise yeri geldiğinde bunların içinden bazılarının bana müslümanlık taslaması.. Kendi hayatımdan örnek verecek olursam ben deniz iki lisans bölümü ve iş arasında koşuşturup vergimi öderken, bu “Gavur” memleketinin vermiş olduğu imkanlardan yararlanıp kendimi geliştirirken dolandıranların tasladıkları müslümanlık ve tasladıkları bilgisizliğin ve cehaletin bilge’ligi de ayrı ironi. Din kardeşlerim, cemaati müsliminim benim, bu dünyanın bir de öbür tarafı var, sizi uyarmak ise benim boynumun borcu mu bilmiyorum fakat kul hakkı diye bir şey var, var..! Konuya değinmişken; Zehir zikkim olsun! Keh Keh Keh!

Girilen kul haklarının hesabını bana vermeyeceksiniz fakat artık Hollandalı Türklerden bir şey isteyeceğim! Karnınızı doyuran, çoluğunuza çocuğunuza bakan ve çocuklarınızın geleceği için imkanlar sunan ülkeye artık “Gavur” memleketi demeseniz? Evet, Türkiye’de belki tuzu kuru olanlar vardır ve bizi çok kolay galeyana getiriyorlardır fakat çoğunluğumuzun tuzu kuru falan değil doğup büyümediğimiz memleketimizde. Benim kuşaktan olanlar bazen; “Türkiye’ye gider bir iş bulur çalışırım, sanki ne olacak ki?” diyorlar, bunu bu yazdığım şekilde demiyorlar tabi söyleme şekli genelde şöyle oluyor; “Amaan napak, giderik Türkiyeye bir iş buluruk hazar, hatta orada üniversitede okumağa giderim belki” Benim kuşak size sesleniyorum;

1. Burada alışmış olduğunuz işçi hakları var ya, çalışma saatleri, manajer manajerin mi yoksa iş arkadaşın mı belirsiz ya hani burada? Hiyerarşi diye bir şey yok ya mesela? Orada çalışma mentalitesi burdan farklı hatta baya baya bir farklı! Sıkar biraz-cık!

2. Burada MBO veya HBO okuyup Türkiye’de üniversite “okumağa” gitmek isteyen bebelerinde önce Türkçe kursuna gitmelerini tavsiye ediyorum, ardından “Okumayı” deneyebilirsiniz fakat MBO veya HBO diplomasıyla orada üniversite okumak.. Bilemiyorum.. Ben üniversite diplomalarımla bile kendime güvenemezdim herhalde..

Çok hayalperestiz fakat artık bazı gerçekleri görmekte yarar var diye düşünüyorum. Bizim memleketimiz artık burası ve bu memleketin ismi “GAVUR” memleketi değil, Hollanda!

İşimiz, okulumuz, sevdiklerimiz, ailemiz, çocuklarımız ve en önemlisi geleceğimiz burada! Kendimizi daha fazla izole etmek yerine artık şu “Gavur Tohumu” dediğimiz yurttaşlarımızla tanışalım.. Tanışalım ki hakkımızda oluşmuş olan ön yargıları kiralım, hani biz bazen psikopata bağlasak bile aslında iyi insanlarız bea..!

Çocuklarımın ve benim geleceğim burada peki sizin?

Loca gundi sever sizi,

Cumhuriyetin büyümeyen asi kızı,

Şenay Tosun