SEVGİ YOKSUNLUĞU ve ÇOCUKLARIMIZ…

0
937

SEVGİ YOKSUNLUĞU ve ÇOCUKLARIMIZ…
Azla yetinme dönemi bitti…!
Bolluk ve daha çok seçenek sunularak yetişen gençlik…!
Aşırı özgürlük her şeye ulaşabilirim hissi özellikle gençlerde güzel hayallerin oluşmasında neden olmaktadir. Aşırı hayal kurmanın en kötü yanı; çok daha fazla hayal kırıklığıdır..!
Meslek seçiminde, geleceğini oluşturmasında büyük önem arz etmekde, aile çocuklarını yetiştirirken onlara adeta koruyucu aile olma yanlışlığı içinde olma hatasını işlemektedir, bu şekilde yapılan yanlışlıklar çocukların üzerine özgüven yetersizliğine neden olmaktadir.
Gençleri yetiştiriken oncelikle onlara “ SEVGİ, PAYLAŞIM, GÜZEL AHLAK, SAYGI, AZLA YETİNME olgularının yanında yaşamın ancak çok çalışarak devam edilebileceğini öğretmemiz gerekmektedir..
Hep en iyisi olmak hırsı asla aşılanmamalıdır..Çüunkü bu hırsla büyüyen gençler acımasız ve hissiz gençlere dönüşmektedir..! Yaşanılan toplumda çocukluklarda oluşan anne baba ilgisizliği, anne baba kavgaları, baskı, korku ve becerisizlik korkularının oluşmasına neden oldu..
Aileler çocuklarını korumak için sürekli olarak onlara özgüveni öğretmek yerine korkuları yüzünden onları kaybetmekle karşı karşıya kaldılar. Çocuklarının arkalarına duramadılar, ilk okuldan başlıyarak okulları ile ilgilenmediler çocuklarının veli toplantılarına bile gitmediler ( burada çocuklarının eğitimi ile bire bir ilgilenen aileleri muaf tutuyorum) zaten o ailelerin çocukları ile sorun yaşanmıyor..
Çocuğu ile arkadaşlık bağlamında ilişkiler kuramayan, disiplinin korkutarak sağlanacağını sanan ve çocuklarını sevgiden mahrum bırakan aileler mahallesef bir süre sonra sabah erkenden evden kaçan çocukları veya suça bulaşmış çocukları olarak ailere geri dönmektedirler.
Yaşadığımız sosyal çağda, internet sayesinde bütün iyiler çocukların gözleri önünde, zengin çocukların yaşamları ve küçülen dünyanın her yönü ile çocukların avuçlarının ıçinde olduğu bir çağda çocuklarımızı kaybetmemek ve onları yaşadığı toplumun saygın bir üyesi olma yolunda gerek aile içi eğitimi ve gideceği okulun seçiminde alacağı iyi bir eğitimin zorluğu aile tarafından mutlaka ama mutlaka çok iyi algılanmalıdır.
Hollandalı çocukların anne babaları ile gerek hafta sonları gerekse yaz tatilleri veya yıl içi tatillerinde değişik ülkelere gitmeleri onların ufuklarında müthiş gelişmelere neden olurken, biz çocuklarımızı yalnız yaz tatillerinde Türkiye’ye ve Türkiye’de de yalnızca köyümüze veya kasabamıza götürerek tekrar Hollandaya dönüyoruz..Tabiki öz kültürümüzü, dilimizi, inancımızı çocuklarımıza öğreteceğiz ama bu şekilde basit yollarla değil onları kazanmak ancak onları yaşadıkları toplumla bütünleştirerek ve onları dünya insanı yaparak kazanabiliriz..Tamam işimiz çok zor hemde çok biliyorum fakat zoru başaramazsak eğer kaybeden çocuklarımız olacaktır..
NELER YAPMALIYIZ.?
– Gençleri artık kendini özel görmek ve en iyisi olmak için zorlamayın..
– Başkalarını kendilerinden daha mutlu huzurlu olarak görmesinler, boşverin sizin hayatınız size onların hayatı onların olsun ilkesini öğretin ..Mutlu olmaya çalışsınlar..
– Kariyer yapacağım diye kendilerini zorlamasınlar, yaptıkları işi ve küçük şeylerden mutlu olmayı onlara öğretelim..
– Korkmasınlar, bizden bir şey olmaz olgusunu onlardan uzak tutun, özgüvenlerini sağlamada onların hep yanında olun..
– Özgür bırakın, hata yaparak hayatı öğrensinler..
– Sakın onların hayat arkadaşlarını seçerlerken müdahale etmeyin, arkalarında durun takip edin ve güven verin kararı kendileri özgürce alsınlar..
– SEVGİ hep yüreklerinde olsun
– “ Dünya hepimizin nerde yaşıyorsak orda mutlu olmayı öğretelim.”
– Yaşadığımız Hollanda’da çocuklarımızın toplumun her alanında bilimde, sanatta, sosyal alanda ve siyasette olamlarını sağlamada aileler olarak bizlere çok büyük görevler düşmektedir, görevimiz zor zoru başarmak ise insanı mutlu eden en önemli faktördür..

Fazla zor olmasa gerek dimi…?
BUNLARI YAPMADIĞIMIZDA..
– Sosyal medyada ; Burda doğduğu güne lanet olsun..Hollanda seninde günün gelecek, Hollanda inşanla sular altına kalırsın söylemlerı yapan gençlerimizi görürüz..

– Babama kızıyorum..Beni neden Hollanda’ya getirdin.? Soruları soran gençleri görürüz.
– Sokaklarda boş boş gezen, çevresini rahatsız eden çocuklarımızı görürüz..

– Sürekli ayrımcılığa uğruyoruz söylemleri ile şikayette bulunan gençlerimizi görürüz..( Ayrımcılık yok demiyorum tabiki her alanda var) toplumsal bir sorun tamamen giderilmesi mümkün değil..Bu birazda kişinin kendi elindedir diye de düşünmeden edemiyorum..

“ Çocuklarımızı yaşadığımız Hollanda toplumunun sorunlu çocukları değil, sorunsuz ve yaşadığı ülkenin ONURLU bireyleri olarak görmek istiyoruz….”
Bu hepimizin dileğidir…!!

Kamil Kopuz