Her 5 Gençten 2’si: Dijital İletişim Yüz Yüze İletişimin Yerini Alabilir
ANP
Hollanda’da yapılan araştırma, gençlerin dijital iletişime bakışının ileri yaş gruplarından farklı olduğunu ortaya koydu. 35 yaş altındaki gençlerin yaklaşık beşte ikisi, internet üzerinden kurulan iletişimin yüz yüze iletişimin yerini alabileceğini düşünüyor. Buna karşın Hollandalıların yaklaşık yarısı, dijital araçların yalnızlığı artırabileceği görüşünde.
Hollanda’da sigorta kuruluşu Univé tarafından MarketResponse’a yaptırılan ve 1.024 kişinin katıldığı araştırma, dijital iletişim ile yalnızlık arasındaki ilişkiye ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.
Araştırmaya göre özellikle gençler için mesajlaşma, sosyal medya ve görüntülü görüşme, sosyal hayatın doğal bir parçası haline gelmiş durumda. 35 yaşın altındaki her 5 gençten yaklaşık 2’si, çevrim içi iletişimin yüz yüze iletişimin yerini alabileceğini düşünüyor.
Özellikle 25-34 yaş grubunda dijital iletişimin yalnızlığın azaltılmasına yardımcı olabileceğini düşünenlerin oranı da dikkat çekiyor. Bu yaş grubundakilerin üçte birinden fazlası, dijital araçların yalnızlıkla mücadelede faydalı olabileceğini düşünüyor. Hollanda genelinde ise bu görüşü paylaşanların oranı beşte birin biraz üzerinde.
Dijital iletişimde dikkat çeken çelişki
Araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlardan biri de dijital iletişim konusunda yaşanan çelişki oldu.
Kendini zaman zaman yalnız hisseden kişiler, dijital iletişim araçlarına, nadiren veya hiç yalnızlık yaşamayan kişilere göre daha olumlu bakıyor. Ancak aynı grup, dijital iletişimin yalnızlığı artırabileceği konusunda da önemli ölçüde endişe taşıyor.
Kendini zaman zaman yalnız hisseden kişilerin yaklaşık beşte ikisi, dijital araçların yalnızlığı artırabileceğini düşünüyor. Kendini nadiren veya hiç yalnız hissetmeyenlerde ise bu oran neredeyse yarıya ulaşıyor.
Humanistiek alanında profesör olan Anja Machielse, dijital iletişimin özellikle sosyal çevresi sınırlı kişiler için önemli bir bağlantı imkânı sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak Machielse’ye göre çevrim içi iletişim, yüz yüze ilişkilerin tamamen yerini alamıyor.
Machielse, yüz yüze kurulan ilişkilerin genellikle daha derin olduğunu ve insanların birbirleriyle fiziksel olarak da yakınlık kurabildiğini vurguluyor.
Yalnızlık her zaman dışarıdan fark edilmiyor
Araştırma, yalnızlığın Hollanda’da geniş bir kesimi ilgilendiren toplumsal bir sorun olduğunu da ortaya koyuyor.
Hollandalıların yaklaşık yarısı zaman zaman, düzenli olarak veya sık sık kendini yalnız hissediyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü ise yalnızlığı büyük veya çok büyük bir toplumsal sorun olarak değerlendiriyor.
Prof. Anja Machielse, yalnızlığın sanıldığından daha karmaşık bir durum olduğunu belirtiyor. Ona göre yalnızlık, kişinin sahip olduğu ilişkilerin sayısından çok, bu ilişkilerin niteliğiyle bağlantılı.
Bu nedenle bir kişinin çevresinde çok sayıda insan bulunmasına rağmen kendisini yalnız hissedebileceği belirtiliyor. Çünkü önemli olan yalnızca sosyal çevrenin genişliği değil, kişinin kendisini gerçekten anlayan ve yakın hissettiği insanların bulunması.
Yalnız hissedenlerin çoğu yardım istemekte zorlanıyor
Araştırmada dikkat çeken bir başka sonuç ise yalnızlık yaşayan kişilerin yardım istemekte zorlanması oldu.
Kendisini zaman zaman yalnız hisseden kişilerin yarısından fazlası, bu konuda yardım istemenin kendileri için zor olduğunu belirtiyor. Nadiren veya hiç yalnızlık hissetmeyen kişilerde ise bu oran yaklaşık üçte bir seviyesinde.
İnsanların en kolay kabul ettiği destek biçimleri ise oldukça basit günlük davranışlardan oluşuyor. Araştırmaya göre bir kişiyle sohbet etmek, onu dinlemek veya birlikte bir şeyler yapmak, yalnızlık yaşayan kişilere yönelik en düşük eşikli destek yöntemleri arasında bulunuyor.
“Önemli olan kişinin kendisini bağlı hissetmesi”
Univé Sağlık Uzmanı Angelique Holtman, özellikle gençler açısından dijital iletişimin günlük sosyal hayatın doğal bir parçası haline geldiğini belirtiyor.
Holtman’a göre iletişimin şekli değişse de temel ihtiyaç aynı kalıyor: Kişinin kendisini başkalarına bağlı ve yalnız olmadığını hissedebilmesi.
Bir mesajın bile bazen önemli olabileceğini belirten Holtman, telefonla aramanın, ziyaret etmenin veya birlikte zaman geçirmenin de kişinin kendisini daha iyi hissetmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlar, dijital iletişimin yalnızlıkla mücadelede önemli bir araç olabileceğini, ancak yüz yüze ilişkilerin taşıdığı sosyal ve duygusal bağın tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

