Irkçılık Genlerde Değil, Kafalarda

0
536

Irkçılık Genlerde Değil, Kafalarda

HOLLANDA Başbakanı Mark Rutte’nin genel başkanlığını yaptığı sağ liberal Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi (VVD) üyesi olan ve bu yıl Mart ayında göreve getirilen Bakan Stef Blok, basına kapalı bu etkinlikte bir konuşma yaptı.

Tabii bu konuşma gizli kalmadı.

Etkinliğe katılanlardan biri bu konuşmayı görüntülü olarak sızdırdı.

Bakan Blok, farklı kültürden insanların birlikte barış içinde ve uyumlu bir şekilde yaşanmalarının hayal olduğunu söylüyordu konuşmasında.

“Bana farklı etnik grupların yerli topluluklarla bir arada barış içinde yaşadığı bir örnek gösterin. Ben tanımıyorum” diyordu.

Bir katılımcının “Surinam” demesi üzerine, “Surinam barışçıl bir ülke mi? Cesur bir açıklama. İyimserliğine hayran kaldım. Ama Surinam düşkün, batık, başarısız (failed state) bir ülke. Bunun sebebi de ülkedeki ciddi etnik bölünmeler” diyordu.

Kaldı ki Surinam, 1975 yılında bağımsızlığını kazanmadan önce yıllarca Hollanda Krallığı’nın bir parçasıydı.

Başka bir katılımcı Singapur’u örnek ülke gösterdi.

Bakan “Singapur küçük bir ülke ve göçmenler konusunda çok seçici. Belki temizlik işleri için olabilir” diyordu.

Ama belli ki Bakan Stef Blok, hızını alamamıştı çok kültürlülük konusunda.

“Muhtemelen genlerimizin derin bir yerlerinde herkesin belli olduğu bir grup ile birlikte olmak istiyoruz ve yabancı insanlarla bir bağ kuramıyoruz” diyordu.

Yani çok açık bir biçimde olmasa da, “Irkçılık genlerimizde var. Biz ırkçıyız” diyordu.

Buna örnek olarak da, göçmen kökenlilerin yoğun olduğu bölgeleri gösteriyor ve “Benoordenhout’ta (Lahey’de Hollandalı yerlilerin yoğun olduğu kesim) yaşayıp bir pazar günü Türk fırınından ekmek almak çok güzel ve etraftaki yaşananlardan da rahatsız olmuyorsun. Ama orada yaşıyorsan aşırı derecede rahatsız oluyorsun” diyordu.

Ve bunları Hollanda gibi 450 binden fazlası Türk kökenli olmak üzere 1.5 milyonun üzerinde göçmen kökenlinin yaşadığı bir ülkenin Dışişleri Bakanı söylüyordu. Hiç şüphesiz dünyanın çeşitli kesimlerinde olduğu gibi Hollanda’da da bazılarının genlerinde ırkçılık vardır.

Ama bence asıl ırkçılık genlerde değil, kafalardadır.

İşte tehlikeli olan da budur.

İşte bu yüzden, toplumsal barışın korunması için, ırkçılığın yeniden yeşermekte olduğu Avrupa’da ve dünyanın başka

kesimlerinde her şeyden önce bu ırkçı kafalar değişmelidir.

ŞİMDİ DE TÜRKÇE

TÜRKİYE ile Hollanda arasında 1700’lü yıllara uzanan tarihi ilişkiler vardır.

İki ülke arasındaki ilk diplomatik ilişkilerin 400’üncü yılı 2012 yılında kutlandı.

Daha önceki yıllarda zaman gerginlikler yaşansa da, iki ülke arasındaki politik ve diplomatik ilişkiler, Türkiye’de geçen yıl yapılan referandum öncesi Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile o zamanki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Hollandalı Türklerle buluşmalarına izin verilmemesi yüzünden kopma noktasına geldi.

İki ülke de büyükelçilerini geri çekti.

Şimdi de Türkçe kavgası başladı.

Yurt dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı (YTB) aralarında Hollanda’nın da bulunduğu bazı ülkelerde, Türk kökenli çocuk ve gençlerin anadilde yetkinlik kazanmaları, Türkiye ile bağların güçlendirilmesi, sosyal, kültürel ve entelektüel gelişimlerine katkı sağlanması amacıyla Anadolu Hafta sonu Okulu adı altındaki projenin devreye sokulacağını açıkladı.

Hollanda’da aşırı sağcılar, küplere bindi, ateş püskürdü.

İktidar ve muhalefet partilerinden bazı milletvekilleri ve politikacılar da.

Hollanda medyası da öyle.

Tepki özellikle de bu projenin Türk hükümeti tarafından finanse edilmesineydi.

Ama nedense Hollandalı politikacılar da, Hollanda medyası da, Hollanda’nın dünyanın çeşitli kesimlerinde 115 ülkede eğitim kurumu olduğunu ve yüzlerce farklı projelere destek verdiğini görmezden, duymazdan, bilmezden geldiler.

Bu eğitim kurumlarını ve projeleri Hollanda devletinin finanse ettiğini de.

Bunların finansmana Hollanda’da yaşayan, Türklerin ve Türk kökenlilerin de ödedikleri vergilerle katkıda bulunduklarını da.

Kaynak: Hürriyet