İçimizdeki kırmızı uçurtmalı çocuk..

0
977

İçimizdeki kırmızı uçurtmalı çocuk..

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde değil, gerçek hayatın içinden bu hikaye.. Kırmızı uçurtmalı kızın hikayesi.. Bir çok insanın içinde bir çocuk vardır, elinde kırmızı uçurtması olan. Benimkinin diğer elinde ise annemin kendi elleriyle çaput parçaları ve pamukla doldurup yaptığı bebek var, yaramaz ve inatçıdır biraz..  Eğer yüzünüzde tebessüm belirdiyse ve deli bu dediyseniz sizin de içinizdeki çocuktan kaynaklanmıştır, çocuklar arası selamlaşma diyoruz biz buna..  Gerçi, yüzünüzdeki tebessümün sebebi de pek önemli değil.. Önemli olan o çocuğa sahip çıkmak!

Herkesin içinde büyümeyen bir çocuk vardır, bu çocuk ya sizinle içinizde yaşar gider ya da saklayıp koruyamaz ve içinizdeki çocuğun öldürülmesine izin verirseniz. O çocuğu yaşatmak düşünüldüğü kadar kolay değildir.. Benimle beraber yaşayan fakat küçük kalan ve büyümeyen o kırmızı uçurtmalı kızı yaşadığım acılardan, olumsuzluklardan hatta ve hatta hayal kırıklarımdan korumam gerekir ki bu sizin içinde geçerlidir. Bunu gerçekleştirebilmek için de bir tutam deliliğe ihtiyacımız var. Hatta var ya siz o bir tutamı yine de şöyle 10 tutam falan yapın, bazen gülüp geçtiğimiz şerefsizliklere anca yetiyor..

İçimizdeki çocuğun büyümemesi ve yaşaması aslında hayata tekrar tekrar tutunmamızı sağlar ve gerektiğinde en büyük yardımcımızdır. İçimizdeki çocuk değil midir boş salıncak gördüğümüzde sallanmak için bizi deli gibi her çocuk parkına koşturan? Aynı çocuk değil midir her düştüğümüzde bizim tekrar ayağa kalkmamızı sağlayan? O aynı çocuk değil midir her karşısına çıkanları kendi gibi dürüst zanneden? İçimizdeki çocuk değil midir kahkahalara boğulmamızı sağlayan? Hayatı sevmemizi sağlayan? Hayatla ve en önemlisi kendimizle barışık olmamızı sağlayan? Bütün bu soruların cevabı evettir, eğer içinizdeki çocuğu öldürmediyseniz.

Gece ay doğduğunda, ortalık karardığında o çocuk çok derin bir uykuya dalıp, harikalar dünyasında bulutların üzerinde uçurtmasıyla oynamaya başlar. Ardından ise günlerce, belki haftalarca ya da yıllarca içinizde sakladığınız acıların ya da hayal kırıklıkları gözlerinizden bir yağmur tufanı gibi akar. Kahkahalar yerine gözyaşlarınıza boğulabilirsiniz. Zaten çok gülen insanların aslında yalnız kaldıklarında hıçkıra hıçkıra ağladıklarını söylerler hatta bu deliler içinde geçerliymiş fakat bugüne kadar bunu doğrulayan ya da yalanlayan olmadı. O yüzden bende ne doğruluyorum ne de yalanlıyorum.. Herkes gibi ortada bırakıyorum. Kahkahaları tutsak olmayanların gözyaşlarının tutsak olacağını pek düşünmüyorum ama neyse…

Bazen insanlara yüreğinizi açarsınız çünkü inanırsınız fakat aradan çok zaman geçmeden hayal kırıklığına uğrarsınız. Saf ve temiz yüreğinizi açtığınız sizin o kadar yakınınıza gelir ki, içinizdeki çocuğa zarar vermesinden korkmaya başlarsınız, korumak için kilometrelerce kaçmaya başlarsınız. Bilirsiniz, eğer o çocuk zarar görürse ne deliliğinizden ne yaşam sevincinizden ne de insanları iplemez gülüşlerinizden eser kalacaktır. İlk önce o çocuğun bebeğini elinden almaya kalkarlar yalanlarla, sonra uçurtması fırtınaya kapılıp çok uzaklara uçar gider dolanlarla.. Çocuk küser çünkü en sevdiği oyuncakları elinden alınmıştır. Sonra mı? O çocuk gün geçtikçe içinizde erir biter.. ilmik ilmik ördüğünüz hayattan da, yaşama sevincinizden de eser kalmaz.. İnsanlar kendi içindeki çocuğun kıymetini bilemedikleri için sizin içinizdeki çocuğu katletmek isterler.. Buna izin vermeyen, kendi mutsuz hayatlarından dolayı sizin olana göz koyabilirler.. İzin vermeyin, ne bebeğinizi ne de kırmızı uçurtmanızı elinizden almalarına izin verin! Bu bazen kolay olmasa bile mücadelenizden vazgeçip kimseye boyun eğmeyin. Kahkahalara boğulun, yeter.

Şimdi olduğu gibi, 30 sene sonra da sallanacağım salıncaklarda, top peşinde koşacağım, deli gibi gülüp kahkahalarıma boğulacağım. Siz de boğulun emi.. Ben sallanmaya gidiyorum..

Loca Gundi loves you, içimizdeki yasayan çocukları katletmek isteyenleri hariç tabi..

Cumhuriyetin büyümeyen asi kızı

Şenay Tosun