Irlanda

0
703

Irlanda

Katılmam gereken bir konferans sebebiyle İrlanda’da bulundum geçtiğimiz haftalarda. Londra’dan Dublin’e inip sonrasında 4 saat süren otobüs yolculuğuyla Waterford şehrine vardım. Bu yolculuk sırasında Irlanda’nın birçok yerini görme şansım da oldu. Yemyeşil, huzur dolu yolculuk sonrası nehir kenarındaki otelime yerleştim. Geçmişte önemli bir liman şehri olan Waterford aynı zamanda Kennedy ailesinin de memleketiymiş.

Ülkeye nasıl giriliyor, öncelikle onu anlatmam gerekiyor. Biraz bürokrasiden bahsetmekte fayda var, çünkü kafa karıştırıcı İrlanda’ya giriş yapmak. Birleşik Krallık için C Tipi vize almıştım Türkiye’deyken. İrlanda vizesine başvurmamıştım, zaten vizemi alırken İrlanda da pek hesapta yoktu. İrlanda Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti olmak üzere ikiye ayrılıyor. Kuzey İrlanda Birleşik Krallık’a bağlı ve başkenti Belfast. İrlanda Cumhuriyeti ise adanın geri kalanını oluşturuyor ve başkenti Dublin. Bu özel durumundan dolayı yapılan bir anlaşma gereği Dublin’e UK C Tipi vize ile girebiliyorsunuz; ancak öncelikle İngiltere’ye giriş yapmanız gerekiyor. Ben de öncelikle Amsterdam’dan Londra’ya gittim. Esasında bu planımla örtüşen bir rotaydı. Britanya Kütüphanesi (ing. The British Library)’nde arşiv araştırmalarımı tamamladıktan sonra Dublin’e geçtim.

İrlanda’da %90 oranında konuşulan dil İngilizce; fakat Kelt dil ailesinden olan İrlandaca da %10luk bir kesim tarafından anadil olarak kullanılmasıyla varlığını sürdürüyor.

İrlanda tarihinin en ilginç kırılma noktalarından biri 1845 yılındaki Büyük Kıtlık ya da diğer adıyla Patates Kıtlığı’dır. Yedi yıl boyunca sürmüş; ölümler ve göçlerle sonuçlanmıştır. Nüfusunun yaklaşık %25 oranında azaldığı kaynaklarda yazılıdır. Bugün İngilizce’nin baskın bir dil olarak konuşulmasının da, İrlanda’nın daha sonra Birleşik Krallık’tan kısmen ayrılıp bağımsızlığını kazanmasının da ardında bu kıtlığın olduğu tarihçiler tarafından kabul görmüştür.

Bugün yaklaşık 4,5 milyonluk nüfusu olan İrlanda’nın simgesi St. Patrick Günü’nden de hatırlanabileceği gibi üç yapraklı yoncadır. Guinness Rekorlar Kitabı 1951 yılında İrlanda’nın bira markası olan Guinness barında yaşanan bir yarışmadan esinlenilmesiyle Norris and Ross McWhirter kardeşler tarafından ilk olarak 1954 yılında basılmıştır.

Dublin’de Liffey Nehri’nin üstünde yer alan Samuel Beckett ve Ha’Penny Köprüleri, St. Patrick Kathedrali, Dublin Kalesi ve Trinity Üniversitesi özellikle kütüphanesi görülmeye değer. Waterford’da ise hemen nehir kenarında yer alan saat kulesi, 1793 yılında inşa edilmiş en eski katedralini ve adını 1000 yıllık Viking duvarlarından alan kültür mirası olan Viking Üçgeni’nde yer alan yapıları görebilirsiniz.

Mutlu haftalar diliyorum. Sevgiler…