HAMBURG

0
343

HAMBURG

Karin Bahtikara*ya ithafen…

Kuzey’in Venedik’i olarak adlandirilan, Almanya’nin ikinci buyuk sehri Hamburg’dan bahsedecegim bu ay. Tam adiyla: Freie und Hansastadt Hamburg

2500 tane kopruye sahip olmasiyla Venedik’i geride birakiyor esasinda. Inanilmaz yesil bir sehir ayni zamanda. Parklari, allee olarak adlandirilan, her iki yaninda agaclar sirali sokak ve caddeleri yemyesil bir metropol sunuyor. Buyuksehir olmasina ragmen Istanbul’un aksine (hayal edin oradaki karmasayi ve surekli bir yere yetismeye calisan insanlari), bir o kadar da yavas bir sehir. Kosusturmacadan eser yok. Hamburglular takim elbiseleri ve utulu kiyafetleri uzerilerinde ise bisikletle gidip geliyorlar. Arac trafigi yok. Kanaldaki botlar da ulasima yardimci oluyor. Metro ve tren aglari oldukca kuvvetli. Elbette bisiklet ve toplu ulasimin cogunluk tarafindan tercih edildigi bir sehirde trafikten soz etmemize gerek kalmiyor. Havalimani sehir merkezinden 30 dakika uzaklikta. Bu sehir sizi asla yormuyor.

Avrupa’nin ekonomisine buyuk olcude yon veriyor Hamburg. Lufthansa Havayollari, DLH (Deutsche Lufthansa), Die Zeit, Tchibo gibi asina oldugumuz markalarin yanisira bircok sirketin genel mudurlugu burada.

Elbe Nehri kenarinda kurulu ve liman kimligiyle on plana cikiyor Hamburg. Isminin ilk kelimesi “ozgur” anlaminda. “Hansastadt” yani “Hansa Sehri” ise Hansa Birligi’nin en onemli sehirlerinden biri olmasi sebebiyle bu tamlamada yer aliyor ve gecmisini bugune tasiyor. Kisaca Hansa Birligi; Kuzey Denizi cevresindeki liman sehirlerin ticari cikarlari dogrultusunda kurulmus bir birlik diyebiliriz. Gotça (Iskandinavya’nin Gotland Bolgesi’nde yasayan eski bir cermen kavmi Gotlar’in dili) “takim” anlamina gelen “Hanse” kelimesi bu birlige ismini vermis. 1669 yili itibariyle dagilmasina ragmen gunumuzde hala gururla kullanilan bir kelime Hansa. Lufthansa Havayollari ve Hamburg’un kendi ismi bunun en bilinen orneklerinden.

Tarihinde onemli kirilmalar yangin ve iki Dunya Savasi nedeniyle yasaniyor. 1842 yilinda gecirdigi buyuk yangin sonrasinda ne yazik ki bircok mirasini kaybetmis. Ancak ardindan bize yine muhtesem bir mimarlik ornegi sunmus. Yangin sonrasi insa edilen yapilardan olan Speicherstadt ile Kontorhaus, gectigimiz Temmuz ayindan itibaren artik UNESCO Kultur Mirasi. Bu yapilarin da tamami gunumuze ulasmamis; bir kismi savaslar esnasinda bombalanmis; yine de buyuk oranda korunarak gunumuzde varligiyla Hamburg’un cekirdegi ile yeni donusum projesi olan Hafencity arasinda yukseliyor ve bir nevi iki ayri zamanin Hamburg’u arasina set cekiyor.

1888 yilinda kademe kademe insa edilmeye baslanan Speicherstadt, limana getirilen yuklerin depolanmasinda, islenmesinde ve baska limanlara gonderilmesinde gorev almis yillarca. Gunumuzde konteynirlarin bu yapilarin yerini almasi sebebiyle artik ayni islevle kullanilmiyor. Kimisi ofislere, kimisi muzelere, restaurantlara ev sahipligi yapiyor bugun. Essiz bir mimarligi olan bu yapilarda kullanilan malzeme tugla. O yuzden Hamburg’a “Tugla Sehir” (ing. Brick City) de deniyor. Dokuyu, yapilardaki detaylari, zamaninda yuklerin nasil tasindigini, liman faaliyetlerinin nasil surduldugunu hem sokaklarinda yuruyerek; hem de bot gezileriyle kanallarinda dolasarak gormek mumkun ve oldukca keyifli.

Hafencity olarak bahsettigim yeni yerlesim alaninda ise Isvicreli Mimarlar Herzog& De Meuron’un imzasini tasiyan Elbphilharmonie Binasi sehrin yeni simgesi olmaya hazirlaniyor. Evet, Paris deyince Eyfel Kulesi, Londra deyince Big Ben, Sydney deyince Opera Binasi hemen aklimiza gelirken, bu kadar degerli bir sehir olan Hamburg icin bir imge canlanmiyor zihinlerde. Bunu dert edinen tasarimcilar sehre yeni bir simge kazandirmayi hedeflemisler. 2017 yilinda tamamlanacak olan yapi suan eski bir depo yapisinin uzerinde yavasca yukseliyor.

Ilgi cekici yerleri; Alster Gölü ve cevresi, Mönckeberg Caddesi, “Rathaus” olarak bilinen belediye binasi, St. Pauli ve Reeperbahn, Altona, Sternschanze, Planten und Blumen Parki, Sehir Parki, Elbe Tuneli, Hafencity… Mutlaka yapilmasi gereken bir gelenek ise; Altona Balik Pazari’ni ziyaret etmek. 1773 yilindan bu yana suregelen, her pazar saat sabah 5 ile 9 arasinda gerceklesen, konserler esliginde gune baslayabileceginiz, kahvaltinizda balik ekmek olarak tercih edeceginiz ender bir yer. Ayni zamanda kurulan pazariyla kiyafetten meyveye kadar bircok seyi burada bulmaniz mumkun. Benim onerim trenle Landungsbrücke’ye gelip kalabaligi (evet saat 5 bucuk; ama kalabalik) takip ederek 15-20 yurudukten sonra Fischmarkt’a ulasmaniz. Orada vakit gecirdikten sonra donusunuzu de hemen onundeki iskeleden 62 numarali bot ile yapmaniz. Boylelikle sehre uzaktan bakabileceginiz gibi Elbphilharmonie’yi kanaldan gorme sansiniz da olacak. Pazar sabahi erken kalkmak mi? Bu sorunun akliniza bile gelmeyecegi guzellikler sunan eski balik mezatinin yapildigi tarihi mekanin cekim gucu sizi yataktan kaldiracak, hic supheniz olmasin.

En yakin zamanda Hamburg’u gormenizi; bu guzellikleri ve daha fazlasini dilerim. Mutlu, huzurlu haftalar…

*Ilk defa Hamburg sehrini cok cok degerli ve cok sevdigim arkadasimiz olan Karin’den ogrendigim ve buyudugumde kendimi cocukluk yillarinda adini duydugum sehirde calisiyorken buldugum icin, zihnimdeki ilk algiyi yaratan, bir sekilde bu sehre sempati duymami saglayan Karin’e ithaf ediyorum bu yazimi. Tesekkurler Karin ve cok degerli esi Mustafa Abi (diger adiyla Mico)…

Sevgilerimle

Fatma Tanis