AVRUPA PARLEMENTOSU ESKi Mv. EMiNE BOZKURT iLE SECiM SOHBETi

0
1164

AVRUPA PARLEMENTOSU ESKi Mv. EMiNE BOZKURT iLE SECiM SOHBETi

Özcan Özbay

15 Mart ta yapilacak olan Hollanda Genel secimleri oncesi Avrupa Parlementosu eski milletvekili ve 15 mart secimlerinde Pvda nin 18. sira milletvekili adayi Emine Bozkurt ile secim ile ilgili bir cok konuyu gorustuk.

Hollanda secimlerine Turk secmenin katilimi ve son iki kezdir Turkiye icin yapilan oylamaya yurt disindaki Turklerin de oy kullanabilmesi konusu ile basladigimiz soylesimize Bozkurt ” Istatistiklere göre Hollanda’da yasayan Türkler’in Türkiye secimlerinde oy kullanma oranlari, Hollanda secimlerinde oy kullanma oranlarindan cok daha yüksekti. Elbette kalbimiz Türkiye ile birlikte atiyor, elbette oy kullanalim, ama ayni heyecanla Hollanda secimlerinde de oy kullanalim. Hatta kendimiz oy kullanmaya gittigimiz gibi ailemizin, esimizin dostumuzun, komsularimizin kullandigindan da emin olalim. Cünkü bizim, cocuklarimizin hayati burada. Hollanda secimleri bizleri dogrudan etkiliyor. Bütün dünyada oldugu gibi ülkemizde de maalesef yabanci düsmanligi yükseliyor ve asiri sag partiler yükseliste. Yani hem bizlere karsi ayrimciligin kural haline gelmesi tehlikesi var, hem de sag partilerle sosyal güvencelerimizin elimizden alinmasi riski. O yüzden, ben en önemlisinden baslamak istiyorum: sandiklara gidin, oy kullanin. Futbol sahalarda oynanir. Tribünlerde izleyici olmak yerine, hayatimizi etkileyecek bu en önemli konuda oyuncu olun. Disardan bakarak, sikayet ederek degil, oy kullanarak, demokratik haklarimizi kullanarak bizleri, ailelerimizi etkileyen konulari etkileyebiliriz. Oy kullanmazsak, ancak tribünlerde kendi halimize seyirci kaliriz. Bugün burada olan hepimiz, bütün siyasetciler bu konuda hemfikiriz.”dedi.

Emine Bozkurt a “siz eger normal bir vatandas olsaydiniz kime oy verirdiniz” diye sorduk, Bozkurt ta cevap olarak ” Iste burada ben ve arkadaslarim farkli düsünüyoruz. Benim icin bu sorunun cevabi, siyasetci olmadan önce de belliydi zaten. Isci ailelerinin cocuklari olarak bugün bizler buradaysak, arkadaslarim Hollanda Parlamentosu’nda, ben de Avrupa Parlamentosu’nda halki temsil etmissek, bunu PvdA’nin temsil ettigi sosyal demokrasiye borculuyuz. Ben Zaandam’in Poelenburg semtinde bir isci ailesinin cocugu olarak büyüdüm. Ve yasadigim cevrede sosyal demokrasinin etkilerini dogrudan yasadim, hepimiz yasadik. Cifte vatandaslik, göcmenlere secme ve secilme hakki verilmesi dogrudan sosyal demokrasinin bir getirisidir. Bizler parlamentolarda halki temsil etmissek, ve sizler, bizler oy kullaniyorsak, bu sosyal demokrasi sayesinde. Cünkü esitlik, sosyal demokrasinin en temelinde var. Sosyal devlet ilkesi sayesinde sosyal güvencelerimiz, ödeneklerimiz var. Yasanan ekonomik kriz sonucunda VVD gibi partiler cok ugrasti kesmek icin ama sosyal demokrat pvda direndi. Ve geri alinmak istenen her sosyal ve ekonomik hak icin direnmeye devam edecek. Evet, egitim hakkimiz var, fakir mahallelerden cikip iyi okullara gittik. Ama cocugu olan hepimiz biliyoruz ki mücadele bitmedi. Hala karsilastigimiz sorunlar var, cocuklarimizi düsük seviyedeki okullara yönlendirme egilimi var. Iste bunlarla mücadele etmeyi hedefleyen bir partiye oy vermek cok önemli. “dedi.

10 Yillik Avrupa Parlementosu tecrubesininde oldugunu ve diger adaylara nazaran kendisinin parti icin cok daha stratejik oldugunu soyledigimiz de Bozkurt “Ben 2004’ten 2014’e kadar Avrupa Parlamentosu’nda milletvekiliydim. 10 yil boyunca hem Türkiye ile hem de Hollanda’da yasayan Türklerle ilgili sayisiz calisma yaptim. Emekli olup Türkiye’ye dönen vatandaslarimizin ödeneklerinde kesinti yapilmasina karsi, yasanan ayrimciliklara karsi, ve Türklerin Hollanda toplumunda daha iyi temsil edilmesi icin sürekli calistik, genclerimizi destekledik, siyasete katilimi desteklemek icin hep genclerle bir araya geldim, üniversitelere, derneklere gittim. Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa Parlamentosu’nun gündemine hep Türklerin sorunlarini tasidim, bu sorunlara cözüm bulunmasi icin gece gündüz calistim. Sorunlar, sikayetler iletilebilsin diye kapim her zaman acikti, gerek email ile, gerek toplantilar sirasinda bana ulastirilan tüm sorunlarla ilgilenmek hep en büyük önceligim oldu. Ve simdi bu calismalarima Hollanda Parlamentosu’nda sizleri temsil ederek devam etmek istiyorum. “dedi.

Pvda nin secim programi konusunda da bilgi veren Emine Bozkurt “Bizim icin secim programimizin en önemli konulari herkesin bir iste calismasi ve o isten gecimini saglayabilecegi bir para kazanmasini saglamak, bütün cocuklarin esit imkanlara sahip olmasi, esit ise, esit ücret kazanilmasi. Bunlar zaten sosyal demokrasinin en önemli konulari ve her ne olursa olsun, bunlar icin mücadele etmeye devam edecegiz. PvdA icin cok önemli olan bir konu farkli gruplarin birlikte yasadigi mahallelere, Hollanda’da yasayan herkesin gittigi okullara, spor ve kültür merkezlerine ve derneklere yatirim yapmaya devam edilmesi. Cünkü birbirimizle komsu olarak, cocuklarimizi beraber oynatarak bu ülkede hep beraber yasayabiliriz ancak. Ayri ayri, birbirimizi tanimadan olmaz. Ogretmenleri vatandaslik konusunda daha iyi egitmek istiyoruz. Cocuklar, birbirini dinlemeyi, anlamayi kücük yasta ögrensin istiyoruz. Onyargilarin farkina varsinlar, kendilerine de yapilmasina müsade etmesinler, baskalarina da fark etmeden yapmasinlar istiyoruz. ” dedi.

Hollanda nin giderek ayrimcilik konusunda Avrupa genelinde on plana ciktigini bunun Pvda olarak nasil degerlendirdigini sordugumuz Emine Bozkurt “Esitlik ve ayrimcilik yapma yasagi sözde kalmasin, bu ülkede yasayan herkes, burada yasayanlarin, buraya evim diyenlerin cesitliligi ile gurur duysun istiyoruz. Bunu da hem veliler, hem okullar hem de yetkililer ile ortak pedagojik bir koalisyon kurarak yapacagiz. Ayrimci düsünceler ve davranislardan cocuklarimizi koruyacagiz. Cünkü ayrimciliga ugramis cocuk icine kapanir, psikolojik sorunlar yasar, bu sorunlar cocuklarimizi istenmeyen yönlere, kötu arkadaslara aliskanliklara, cekebilir. Ayrica ayrimcilik ile mücadele etmek icin daha cok uzman polis ise alacagiz. Ve ayrimcilik yasaklarini daha etkili olarak uygulayacagiz. Ayrimciliga ugramis insanlarin polise erisimini kolaylastiracagiz. Poliste bir kültür degisimi yaratacagiz. Hepimizin, cocuklarimizin maruz kaldigi etnik kimligi yüzünden kimlik sorulmasi, arabalarimizin durdurulmasi, isyerlerimize aniden denetim yapilmasi gibi durumlari engellemek icin polisleri daha iyi egitecegiz ve onlarin farkindaliklarini arttiracagiz. Irkciligi, nefret sucu olarak kabul ediyoruz ve irkcilik yapanlar icin mevcut cezalari yükseltecegiz. Irkcilik yapanlarin belirlenmesi ve haklarinda sorusturma acilmasi icin savcilara daha cok yetki verecegiz. Ve hepimizin ilk isimize basvurdugumuz andan itibaren yasadigimiz isyerindeki ayrimciliga sosyal demokratlar olarak engel olmak icin ne gerekiyorsa yapacagiz. Kamu kuruluslarinda anonim is basvurularini kural yapacagiz. Ise girdikten sonra da ayrimcilik devam ediyor elbette. Buna da mani olacak planlarimiz var. Daha cok denetimler yapilmasi icin isyerinde ayrimcilik ile ilgili denetim yapan kurumlarin kapasitesi arttirililacak. Isyerinde ayrimcilikla ilgili sikayette bulunmak önemli, bu konuda bilgilendirmelere agirlik verecegiz. Ayrica, agir ayrimcilik hallerinde bunu yapanlarin aciklanmasini istiyoruz. Bunun sirketler icin agir bir yaptirim olacagini düsünüyoruz. “dedi.

Turkiye deki secimler icinde artik yurt disinda oy kullanimin basladiginin altini cizen Emine Bozkurt Turkiyede ihtilalleri ve oncelerinde yasananlari unutmamali dedi. Bozkurt “Ne yaparsak yapalim, Türkiye’de ya da Hollanda’da kime oy verirsek verelim, birbirimizle kavga etmeyelim. Bizim birbirimize düsmemizden yalnizca yabanci düsmanlari sevinir. Bakin zaten Hollanda’nin sosyal, ekonomik, politik hayatinda, is hayatinda, üniversitelerde, televizyonlarda, radyoda Türkler’e ayrilan yer ne kadar az. Ise basvuran cogu gencimiz basvurularina cevap bile alamiyor. Bizim yapmamiz gereken birlik olarak, birlikte güclü olarak, bize ayrilmis olan bu alani büyütmek. Ancak birlik olarak bize ayrimcilik yapanlara karsi güclü bir lobi olarak is yerlerinde, sosyal hayatin her alaninda kendimize daha cok yer acabiliriz. Biz birbirimizle kavga edersek ne olur biliyor musunuz: Bize ayrilmis olan bu kücücük pasta dilimi icin birbirimizi kirar dökeriz. Pastanin en büyügünü de rahat rahat digerleri yer. Hayir! O pastada bize düsen pay daha fazla. Biz bunu görmeliyiz. Bu oyuna gelmemeliyiz. Bize ‘alin sizin payiniz bu, birbirinizi yiyin o pay icin’ derlerse, ki diyorlar. Bizim hakkimiz dilimde degil, bütün pastada vardir, cünkü hepimiz bu ülkenin vatandasiyiz. Bizim yapmamiz gereken ‘hayir, biz birlikte güclüyüz, ve daha büyük bir dilim hak ediyoruz’ demektir. Her yerde, degisik siyasi partilerde, sivil toplum olarak degisik derneklerde, kurumlarda, beraberce bunu yapmamiz gerekiyor. Biz sürekli talep edecegiz, isteyecegiz, israrci olacagiz ki bizi dinlemek, bize hakkimizi vermek zorunda kalsinlar. Yoksa bütün enerjimizi kardes kavgasiyla harcayip oyunu onlarin kurallariyla, onlarin bize layik gördükleri kücücük alanda oynamis olacagiz. Ve biz kaybedecegiz. Iste hepbirlikte kazanmak icin sizi oy kullanmaya ve birlik olmaya davet ediyorum.”dedi.