AP Türkiye Raportörü Piri: Müzakereleri Dondurma Karari Çikacak!

0
1098

AP Türkiye Raportörü Piri: Müzakereleri Dondurma Karari Çikacak!

Ankara’da istenmeyen kisi ilan edilen AP Türkiye Raportörü Kati Piri, “Aralik zirvesinde Türkiye ile müzakereler için geçici dondurma karari alinacak” dedi.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri, idam konusunun AB için kirmizi çizgi olacagini belirterek “Komisyon, üye ülkeler ve parlamento da ayni pozisyonu tekrarladi. Idam cezasinin geri getirilmesi resmen askiya alma sürecini tetikler” dedi.

Piri, tutuklu milletvekillerini ve gazetecileri hatirlatarak, “Bütün bunlar birlikte degerlendirildiginde AP’deki 8 siyasi grubun hepsi Türkiye’ye siyasi bir tepki verilmesinde hemfikir. Ama ben sunu da söyledim; Türkiye ile diyalogumuz sürmeli” diye konustu.

Kati Piri’nin Hürriyet’ten Cansu Çamlibel’e verdigi söylesi söyle:

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri, Türkiye’ye sert elestirileri nedeniyle Ankara’da adeta istenmeyen kisi ilan edildi. Hükümet geçen hafta AP’nin Türkiye’ye göndermek istedigi heyette Piri’ye itiraz edince ziyaret iptal oldu. Tam da AP’de Türkiye ile müzakerelerin geçici olarak askiya alinmasina dair tasarinin oylanacagi kritik hafta öncesi yasanan heyet krizinin perde arkasini Kati Piri ile konustuk.

AP’DEKI BÜTÜN GRUPLAR TEPKI IÇIN HEMFIKIR

– Avrupa Parlamentosu Disisleri Komisyonu Baskani Elmar Brok ile birlikte Türkiye’ye yapacaginiz ziyaretin iptal olmasinin gerekçesi nedir? Türk tarafinin sizi istemedigi dogru mu ve bu size ifade edildi mi?

Bu konu AB Bakani Ömer Çelik’in geçen haftaki Brüksel ziyareti sirasinda Avrupa Parlamentosu Baskani Martin Schulz ile yaptiklari görüsmede tartisilmis. Ben görüsmede yoktum ancak anladigim kadariyla Ömer Çelik heyetin mahiyetinin Schulz’un önerdigi isimleri kapsamasi durumunda Türkiye’nin ziyareti kabul etmeyecegini söylemis. Heyet zaten Elmar Brok ve benden olusuyordu. Türkiye’nin beni heyette istemedigini bu sekilde anlamis oldum.

– AB Komisyonu’nun yillik Ilerleme Raporu’nun açiklandigi gün AP’deki oturumda müzakerelerin dondurulmasi gerektigini savundunuz. Size göre Türkiye’nin üyelik müzakereleri askiya mi alinmali?

Avrupa Parlamentosu’ndaki görevim sadece Türkiye raportörlügü degil, ayni zamanda parlamentodaki çogunlugu temsil etmek. Bahsettiginiz günkü tartismada parlamentodaki 8 siyasi grubun hepsi ayni seyi söyledi. Cumhuriyet gazetesine operasyon, hapisteki 142 gazeteci, 10 milletvekilinin hukuki süreçsiz tutuklanmasi… Bütün bunlar birlikte degerlendirildiginde AP’deki 8 siyasi grubun hepsi Türkiye’ye siyasi bir tepki verilmesinde hemfikir. Ama ben sunu da söyledim; Türkiye ile diyalogumuz sürmeli.

– Mensubu oldugunuz Sosyalist Grup’un argümanini digerlerinden ayiran nedir?

Biz müzakereler resmen askiya alinsin demiyoruz. Üyelik boyutunun dondurulmasi gerektigini savunuyoruz.

IDAM KIRMIZI ÇIZGIMIZ ASKIYA ALMA GEREKÇESI

– Türkiye’den bakinca bu söylediginiz kelime oyunu gibi duruyor. ‘Müzakereleri resmen askiya almayalim ama katilim boyutunu donduralim’ demek fiilen isin durmasi degil mi?

Gerek AB gerekse Türk vatandaslari su asamada Türkiye’de yasananlar konusunda çok derin görüs ayriliklari oldugunun net biçimde farkinda. Dolayisiyla da ayni masada oturup Türkiye’nin AB’ye entegrasyonunu konusabilecegimizi düsünmenin inandiriciligi yok. Peki bizim önerimiz ne anlama geliyor? Biz üye ülkelerin liderlerinden olusan AB Konseyi’nden aralik zirvesi sirasinda Türkiye’ye islerin son haftalarda oldugu gibi kötü bir istikamette ilerlemesi durumunda müzakerelerin olagan sekilde devam edemeyecegine dair siyasi bir sinyal göndermesini talep ediyoruz. Türkiye bugün tüm hukukun üstünlügü, ifade özgürlükleri, basin özgürlükleri endekslerinde sert bir düsüste. Bu düsüsten bir geri dönüs emaresi görünceye kadar da müzakerelerde yeni fasil açmaktan bahsetmek inandirici degil.

– Resmen askiya almanin kriteri nedir peki?

Müzakerelerin resmen askiya alinmasi için Avrupa Birligi açisindan kirmizi çizgi idam cezasinin geri getirilmesidir. Bu, Avrupa Parlamentosu, AB Komisyonu ve AB Konseyi’nin ortak görüsüdür ve bu görüsümüz devam ediyor. Bugün bunu konusmaktan dahi son derece üzgünüm. Ancak maalesef diyalog kayboldu, birbirimizi olumlu yönde etkilemeye yönelik manivelalari kaybettik. En kötü senaryolari konustugumuz bir asamaya geldik.

– Idam AB için kirmizi çizgiyse, hükümet bunu anayasa paketine koyar, referanduma götürür ve halk da onaylarsa bu müzakerelerin askiya alinmasina mi neden olur?

Evet, bu kirmizi çizgidir ve biliyorsunuz AB Disisleri ve Güvenlik Politikalari Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafindan agustos ayinda açiklandi. Komisyon, üye ülkeler ve parlamento da ayni pozisyonu tekrarladi. Idam cezasinin geri getirilmesi resmen askiya alma sürecini tetikler.

– AB Bakani Ömer Çelik geçen hafta Schulz ile görüsmesinde idam cezasinin pakette olup olmayacagina dair herhangi bir tüyo vermis mi?

Bunlar kapali toplantilardir ve ben katilmadim. Ama sundan son derece eminim; idam bütün AB yetkililerinin Türk muhataplariyla yaptiklari görüsmelerde gündeme getirdikleri bir konu.

Türkiye’nin kaydettigi ilerlemelerden ve geldigi uzun yoldan sonra bugün bunlari konustugumuz için hayret içindeyim. Idami kaldirmis, iskenceye sifir toleransi düstur edinmis bir Türkiye’den buraya geldik. 15 yil sonra, daha önce reformu yapilan konular tekrar masaya geldi. Üzüntümün AB açisindan boyutu bir yana, Türk halkinin bugün hâlâ bu tür tartismayi yapiyor olmasindan hicap diyorum.

– Türkiye son yillarda Avrupa kurumlarinin kendisiyle ilgili hazirladigi raporlari kabul etmeme egiliminde. Saniyorum 6-7 belgeye ayni tepki verildi.

Evet, ben en azindan kendi hazirladigim son iki raporun geri gönderildigini biliyorum. 9 Kasim’da AB Komisyonu’nun açikladigi raporu da iade edecekler mi bilmem ama Türk hükümeti zaten raporu kabul edilemez buldugunu açikladi. Bu durum son 3 yildir Türkiye ile yasadigimiz sorunlarin önemli unsurlarindan elbette. Türk hükümeti bugüne kadar hep AB’ye tam üyelik stratejik hedefimizdir ve bu hedef degismedi dedi. Ama biliyorsunuz AB basindan beri Türkiye’ye karsi hep ikircikli bir tutum izledi ve bana kalirsa bu üyelik sürecinin inandiriciligina çok büyük zarar verdi. Bu ikircikli tutum nedeniyle Türk vatandaslari AB’ye güvenini kaybetti.

Ben sahsen AB içinde Türkiye’ye yer olduguna inaniyorum. Ancak siyasi farkliliklarimiz var elbette. Yillik ilerleme raporlari gibi bir çerçevemiz olmazsa, bu belgeleri iliskilerimiz için bir tartisma zemini olarak kabul dahi etmezsek o zaman verimli bir diyalog kurmak çok zor olacak. Devamli birbirimize bagirir hale geldik. Iki tarafin halklari da masanin diger tarafinin güvenilir olmadigini hissediyor.

– AB cephesi krizin büyümesini engellemek için yeni bir girisim ya da jest yapar mi?

Ben bu istikamette yol alabilmek ve iliskileri düzeltmek için her türlü görüse açigim. Kapimiz açik. Bu ziyaret ve heyet nedeniyle yasanan krizin geçici bir sey olmasini diliyorum.

JEST YAPMAK ISTEDI AMA…

– AB Bakani sizi elestirirken ‘irkçi ve basiretsiz’ gibi ifadeler de kullandi. Bu tür tepkilerin hedefi olmak sizi üzüyor mu?

Iletisim kanallarini açik tutmaya çalisirken bir sekilde kendimizi yanlis bir iletisim seklinin içinde buluyoruz ve sonuçta diyalog kanallarini açmak yerine kapatmis oluyoruz. Geçen hafta olan da tam budur. Parlamento Baskani Schulz bir jest yapmak istedi. Iki taraf görüsmeler yaparak yanlis anlasilmalari gidersin, endiseler paylasilabilsin diye Türkiye’ye agustosta gönderdigi heyetini yeniden göndermek istedi. Ancak sonuçta yine diyalogdan uzak bir yere düstük. Benim istenmedigime dair haberler yapildi ve yine medya üzerinden mesajlar verildi. Bu yaklasim isleri daha da kötü bir hale sokuyor. Benim gibi Türkiye’nin geleceginin AB’ye bagli oldugunu düsünen bir raportör için giderek birbirimizden koptugumuza tanik olmak büyük hayal kirikligi.

HDP DEGIL KIM OLSA AYNI TEPKIYI VERIRDIK

– Ankara’nin sizin Türkiye’ye dönük üslubunuzu çok sorunlu buldugunu biliyoruz. Hem sizin hem de meslektaslarinizin Türkiye’ye karsi dislayici ve küstah bir ton kullandiginiz düsünülüyor.

Bunlari ilk defa duymuyorum. Devamli benim objektif olmadigim, bazi partilere çok yakin oldugum ileri sürülüyor. TBMM’deki hangi partiye o sekilde muamele yapilmis olsa Avrupa Parlamentosu ayni tepkiyi verirdi. Verdigimiz tepkinin, partinin siyasi tandansiyla ilgisi yok. 142 gazeteci hapisteyken, seçilmis siyasetçiler iddianame olmadan hapse atilmisken ben o milletvekilleri hangi partiden diye düsünmeden endiselenirim. Dolayisiyla da bugüne kadar yaptigim hiçbir açiklamadan pisman degilim. Benim isim Türkiye’deki iç tartismalarin parçasi olmak degil. Ben Türkiye AB kriterlerine yakinlasiyor mu, uzaklasiyor mu ona bakiyorum. Bir gün gururla Türkiye’nin yeniden AB ile yakin bir iliskiye dogru yol aldigina dair olumlu bir rapor yazabilmeyi umut ediyorum.

Türkiye’nin AB içinde yeri olduguna sahsen inaniyorum

PKK TERÖR ÖRGÜTÜ AMA SILAH ÇÖZMÜYOR

– Türk hükümeti tarafindan, terörle araniza net çizgi çekmediginiz savunuluyor. Avrupa Parlamentosu’nun çesitli vesilelerle PKK’lilara ev sahipligi yaptigi düsünülüyor. PKK sizin için ve mensubu oldugunuz Sosyalist Grup için bir terör örgütü müdür?

Kesinlikle, buna hiçbir süphe yok.

PKK konusunda Avrupa Parlamentosu’nda farkli düsünen sadece küçük bir azinlik var. Yedide bir temsil oranindaki bu grup, PKK’nin AB terör listesinden çikmasini savunuyor. Ancak Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin çok büyük bir bölümü –ben de dahil– bunun dogru bir yol olmadigini düsünüyoruz. Ancak öte yandan parlamentomuzun büyük çogunlugu askeri tedbirlerin de soruna bir çözüm olmadigini ve yasanan acilara ragmen taraflarin bir araya gelip konusmasi gerektigini düsünüyor. Kürt sorununun siyasi bir çözümü olmali. Ancak baris görüsmelerinden yana oldugunuzda, hükümetin insanlari havaya uçuranlarla degil ama ilimlilarla bir diyaloga girmesini savundugunuzda bir anda PKK’ya yakin biri gibi görülmeye basliyorsunuz. Açikçasi ben bunu son derece akil almaz buluyorum. Benim Türkiye’de siyasi partiler arasinda bir tercihim olamaz. Hollanda’dan bir Avrupa Parlamentosu milletvekili olarak böyle bir rolüm yok. Benim rolüm Avrupa Parlamentosu adina Türkiye’yi izlemek.

– Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü olarak görev süreniz ne kadar? Yasananlardan sonra bu görevi icra etmeyi sürdürecek misiniz?

Görev sürem tam bir parlamento dönemini kapsiyor yani 2019’daki Avrupa Parlamentosu seçimlerine kadar sürecek.

BEN BIR GECEDE ASIRI SAGCIYA DÖNÜSMEDIM

– Siz görev geldiginizden beri Türkiye’nin AB üyeligini savunan bir siyasetçi oldunuz. Son dönemdeki elestirileriniz bu pozisyonunuzun degistigi anlamina mi geliyor?

Birdenbire neden Türkiye ile müzakere ediyoruz diye düsünmeye baslamadim. Birdenbire Türkiye’nin diger AB üyesi ülkelerden farkli bir kültüre sahip oldugunu düsünmeye baslamadim. Birdenbire asiri sagci siyasi partiler gibi Müslüman bir ülkenin AB içinde olmadigini söylemeye baslamadim. Birdenbire Türk halkinin Alman ya da Fransiz halkindan farkli olduguna kanaat getirmis de degilim. Bir gecede asiri sagci popülist bir siyasetçiye dönüsmedim. Ama bir yandan da geldigimiz noktada Avrupa Birligi’nin güvenilirliginin tehlikede oldugunu düsünüyorum. Türk hükümetinin maalesef bizim hukukun üstünlügü ve ifade özgürlügüyle ilgili anlayisimizdan çok uzak bir yerde oldugunu görüyorum. Yani Türkiye ile ilgili fikrim degismedi ama Türkiye’deki gelismeler bizi AB’nin güvenilir bir aktör olarak kalabilmesi için su anda üyeligi konusmanin anlamsiz oldugunu söylemeye zorunlu kiliyor.

AB DE BÜYÜK HATALAR YAPTI

– Müzakereleri dondurma kararini alirsaniz sonuçta bunun bedelini ödeyecek olan Türkiye halki. Bunun hiç adil olmadiginin farkinda misiniz?

Söylediginiz seyi anliyorum. Ama düsünün ki karsimizdaki ülke Balkanlar’dan bir aday ülke ve bu ülkede yüzlerce gazeteci tutuklaniyor, ülkenin ikinci muhalefet partisinin liderleri tutuklaniyor. Böyle bir ülkeye hemen kapiyi kapatmamiz gerekmiyor ama siyasi bir sinyal vermemiz sart. Türkiye’de son haftalarda ve aylarda hiçbir sey olmamis gibi yola devam edemeyiz.

Haydi masaya dönelim ve güvenilir bir zeminde müzakereye devam edelim diyecek ilk kisi yine benim. Iki taraf da samimiyetle hatalarini görsün diyecek ilk kisi benim. AB de Türkiye’nin müzakere sürecinde büyük hatalar yapti. Biz bu süreçte inandirici ve net olmadik; müzakereyi neden yaptigimiz konusunda hep muglak davrandik. 10 yildir Türkiye AB için daha az önemliydi ancak mülteci krizi patlayinca birden yüksek düzeyli diyalog mekanizmasi kurmak istedik. Bütün bunlara bakinca Türkiye halkinin AB’nin eylemleri ve tepkileri yüzünden neden hayal kirikligi içinde oldugunu görebiliyorum. Tekrar vurgulamak isterim; önerdigimiz müzakerelerin resmen askiya alinmasi degil. Resmen askiya almak demek müzakereler muhtemelen bir daha hiç baslamayabilir demek. Ama müzakerelerin katilimla ilgili boyutunu dondurmak Türkiye’ye islerin gidisatini degistirmesi gerektigi yönünde siyasi bir uyaridir. Ama yeniden söylüyorum, kalici degil geçici bir tedbirden bahsediyoruz.

– Bu hafta Avrupa Parlamentosu’nun tartisacagi karar tasarisi da bu geçici dondurma formülü degil mi?

Evet, sali günü (yarin) Federica Mogherini’nin katilacagi bir oturum olacak Avrupa Parlamentosu’nda. Bu oturumda Türkiye’de son yasanan gelismeleri ve iliskilerimizi masaya yatiracagiz. Bu oturumda bahsettigim karar tasarisi oylanacak ve büyük ihtimalle AB Konseyi’nin aralik zirvesinde Türkiye ile üyelik müzakerelerini geçici olarak dondurma yönünde bir siyasi sinyal vermesi istenecek. Ama sunu da hatirlatmak isterim, Avrupa Parlamentosu’nun müzakereleri durduracak baglayici bir karar alma yetkisi yok. Bu karar aralikta toplanacak olan AB üye ülkelerinin liderlerinin elinde.

KAPIYI TÜRKIYE KAPATIYOR

– Diyelim ki dediginiz oldu ve siyasi liderler Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin geçici olarak askiya alinmasina karar verdi, sonra yeniden makul bir müzakere zeminine dönülebilecegine inaniyor musunuz?

Kesinlikle, kesinlikle… Geçici dondurma siyasi bir mesajdir ve biz bunun düzeltilmesi için diyaloga açigiz demektir. Ama su asamada üyeligi konusmak ne kadar gerçekçi? Diyalog kanallari açik kalacak. Türkiye’ye kapiyi kapatmiyoruz. Ama Türkiye’nin eylemlerine, bize kapiyi kapatiyor olmasina tepki veriyoruz. Bakin bu da yanlis anlasilmasin, Türkiye’nin bana kisisel olarak kapiyi kapatmasindan bahsetmiyoruz. Parlamentonun görüsü su; Türkiye son dönemde attigi tüm siyasi adimlarla Avrupa Birligi’ne kapisini kapatiyor.