Kişiliğimizi, yaşadığımız dönemi ve tarzımızı en iyi anlatan parça?

0
673

Kişiliğimizi, yaşadığımız dönemi ve tarzımızı en iyi anlatan parça?

Size baktığımda bir sihirbaz, kraliyet ailesinin bir mensubu, meşhur bir rock yıldızı ya da sinema oyuncusu olabileceğinizi tahmin ediyorum.

Bunları tahmin etmem zor olmadı, ne de olsa kafanızdaki bu egzantrik şapka hakkınızda çok şey söylüyor? Şapka hakkında bir hikaye yazacak olsam, ilk sayfaya bu satırlarla başlardım. Oysa şapka takmanın ön koşulları bunlar değil, onu sevmeniz yeterli. Daha doğrusu, ona cesaretiniz olması.

Kış mevsiminde ısınmak için giydiğiniz şapka ile yeterince prim yaptığınızı düşünüyorsanız, bu iddialı aksesuarı yanlış algıladığınız neredeyse kesinleşti. Dita von Teese, Marilyn Manson, Lauren Bacall veya Alison Goldfrapp’ın fotoğraflarına hayranlıkla bakmamış ya da Vivienne Westwood, John Galliano veya Gaultier’in defilelerini hiç ağızınız açık izlememişsiniz demek ki. O kadar “uzağa” git meye dahi gerek yok. Bu, bir şapka dükkanına girip saatlerce birbirinden farklı modelleri deneyip en acayip olanı ile sokağı çıkmamışsınız anlamına da gelir.

“THE CHERRY ON THE CAKE, THE DOT ON THE I”

Türkçesi, “pastanın üzerindeki kiraz/süs, ‘i’ harfinin üzerindeki nokta”? Diğer bir deyimle, son şık dokunuş… Bu tarif şapkanın sihirbazı, tasarımcı Stephen Jones’a ait. Ona göre şapka kıyafeti tanımlayan ve tamamlayan, dramatik ve en önemlisi de moda anlamına gelen bir parça. “Şov kızlarından diktatörlere kadar herkes şapka giyerek dikkatleri üzerine çekeceğini biliyordu” demişti ustası olduğu bu aksesuar için. Şapkanın “kokusunu” daha geçen ilkbahar defilelerinde almıştık. Şapka tasarımcısı Albertus Swanepoel, Proenza Schouler için İngiliz askerlerini andıran, tüylü şapkalar hazırlamıştı. O sezon “Şapkaya takan” tasarımcıların listesini çıkarmaya gerek yok. Ya 2009’da? Birbirinden ilginç ve ultra yüksek topuklara acilen alışmanız gerektiğine yürekten inanıyorsanız, şapkayı da es geçemeyeceğiniz önemli bir gerçek. Gerçi şöyle de bir gerçek var: Çoğu şapka maalesef defilelerden “dışarıya” çıkamıyor. Oysa şapka asla yabana atılacak bir aksesuar değil.

Şapka yeni bir devrim yapmak için çoktan yola çıktı. Gerçi o, ona cesaret edenlere her daim eşlik etti ama şimdi hepimizin ona her zamankinden çok ihtiyacı olacak. Marquez’in ünlü romanı “Kolera Günlerinde Aşk”ın başlığını hatırlatacak bir cümle olacak ama, kriz günlerinde şapkaya dört elle sarılacağız. Giyim kuşam konusunda yaratıcı olmak durumunda kalacağımız bu dönemde, iddialı şapkalar mevcut gardırobumuza, yani görüntümüze çeki düzen verebilmek için bulunmaz bir fırsat olacak. Kötü görünen saçlarınızı onun altında gizlemek, kulaklarınızdan memnun değilseniz onları kamufle etmek, rüzgardan ve soğuktan korunmak… Şapka giymek için sebepleriniz bunlardan çok farklı olmalı. Ne dersiniz, siz de şapka insanı olabilir misiniz?